SELAMUN ALEYKÜM

İnşaallah istifadeye medar olur!!!!!!

27 Temmuz 2010 Salı

Tebeî Nazar, Muhali Mümkün Görür. (Lemaat Tahlilleri - 8)


Eğer o maddeciler doğrudan doğruya, “bu koca âlemin, ondaki düzenin ve yaratılmışların her birinin, zerreler ordusunun şuursuz hareketleri sonucu ortaya çıkması ve milyarlarca yıldır bu düzenin devam edip gitmesi hakikaten mümkün mü?” diye düşünselerdi akılları böyle saçma sapan bir muhale hiçbir şekilde ihtimal veremezdi. Öyleyse eşyanın yaratılışının sırrına, Kur’ân’ın nuru sayesinde doğrudan o sırra bakarak anlayan Müslümanların, o batıl fikir sahiplerinin tebeî bakışlarının mahsulü olan ve muhali mümkün gösteren demagojilerine hiçbir değer vermemeleri ve hiç sarsılmamaları gerekir.


1- Tebeî nazar, muhali mümkün görür


1- Muhal, yani olması imkânsız bir şeye, doğrudan doğruya değil de tebeî, yani dolaylı olarak bakmak olması mümkün bir şey gibi görmeye sebep olabilir.


2- Meşhurdur ki: Îdin (bayramın) hilâline bakardı cemaat-ı kesîre. Kimse bir şey görmedi.


2- Ramazan ayının sonunda orucu bırakarak bayram edebilmek için, ayın sona erdiğinin alameti olan hilâli görmek üzere pek çok insanlar bir yerde toplanmış ufka bakıyorlardı. Fakat ilk çıkışında incecik bir kıl gibi olan hilâli kimse göremedi.

3- Zavallı bir ihtiyar yemin etti ki: “Gördüm.” Hâlbuki gördüğü, kirpiğinin tekavvüs etmiş (kıvrılmış) beyaz bir kılı idi. O kıl oldu onun hilâli. O mukavves kıl nerede? Hilâl olmuş Kamer nerede?

3- O kadar genç, sağlıklı ve gözleri iyi gören insanlar göremediği halde, gayet yaşlı ve gözleri zayıflamış bir ihtiyar zât o incecik kıl gibi hilâli gördüğüne dair yemin etti. Bu hale şaşıran diğer insanlar dikkatle bakınca anladılar ki, o zatın hilâl zannettiği şey, kirpiğinin kıvrılmış beyaz bir teli idi. Bir insanın kirpiğinin gökteki hilâl olması apaçık bir muhal ve imkânsız bir şeydir. Hâlbuki o yaşlı zat kendi kirpiğinin hilâl olduğuna inanmıştı.


İşte onu bu yanlış kanaate götüren şey, kirpiğine doğrudan değil dolaylı olarak bakmış olmasıydı. Doğrudan baktığı yer ise ufuk idi. O tebeî, yani dolaylı bakış kendini yanıltmıştı. Eğer o esnada doğrudan doğruya gözünün önüne inen kirpiğe baksa idi, asla onun hilâl olduğuna ihtimal vermezdi. Demek ki insan, aslen başka bir fikre yönelmiş iken zihnine dolaylı olarak ilişen düşüncelerde hata edebilir. Hatta muhal bir şeyi mümkün zannedebilir.

4- Ger anladın şu remzi: Zerrattaki harekât; kirpik-i aklın olmuş, birer kıl-ı zulmettar (olmuş). Kör etmiş maddî gözü.

4- Eğer bu ince nükteyi anladın ise, dinsiz maddecilerin halini de anlayabilirsin. Onlar canlıların yaratılmasını ve eşyanın meydana gelişini atomların hareketleriyle açıkladıklarını zannederler. Yani atom denilen zerrelerin, üreme, beslenme ve teneffüs gibi çok değişik yollarla toplanarak dağılarak vücuttan vücuda geçerek varlıkların kendi kendilerine meydana geldiklerine ve hayatlarını devam ettirdiklerine inanırlar.

Hâlbuki onların zerrelerin hareketlerine bakış açıları, akıl gözlerini yanıltan bir kirpik gibi olmuştur. Çünkü bu meseleye doğrudan değil dolaylı bakıyorlar. Doğrudan baktıkları şey dünya hayatını esas gaye yapmak ve bu uğurda yaratıcıyı ve âhiret hayatını inkâr etmektir. Buna şartlanmış olarak maddeyi incelediklerinden gayet imkânsız, muhal bir fikre sapıyorlar. Âlemdeki bu kadar nihayetsiz muntazam sanatların, hayatı ve şuuru olmayan, görmeyen ve işitmeyen, bir hedef ve planı olmayan atomların hareketleri sonucu tesadüfen ortaya çıktığı gibi gayet mantıksız ve imkânsız bir şeyi olabilir ve mümkün bir şey olarak görüyorlar.

Eğer o maddeciler doğrudan doğruya, “bu koca âlemin, ondaki düzenin ve yaratılmışların her birinin, zerreler ordusunun şuursuz hareketleri sonucu ortaya çıkması ve milyarlarca yıldır bu düzenin devam edip gitmesi hakikaten mümkün mü?” diye düşünselerdi akılları böyle saçma sapan bir muhale hiçbir şekilde ihtimal veremezdi. Öyleyse eşyanın yaratılışının sırrına, Kur’ân’ın nuru sayesinde doğrudan o sırra bakarak anlayan Müslümanların, o batıl fikir sahiplerinin tebeî bakışlarının mahsulü olan ve muhali mümkün gösteren demagojilerine hiçbir değer vermemeleri ve hiç sarsılmamaları gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder