SELAMUN ALEYKÜM

İnşaallah istifadeye medar olur!!!!!!

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Büyük Osmanlı Astronomu Takiyüddin Rasid ve İstanbul Rasathanesi


Türk-İslam âleminin son, Osmanlı Devleti’nin ilk ve tek rasathanesinin kurucusu, klasik İslam astronomisinin de en önemli ve son temsilcisi olan Takıyüddîn Rasıd, İstanbul Rasathanesi ile meşhur olmuş bir Türk astronomudur.

Takıyüddîn Rasıd, Sıdretü’l-Müntena adlı eserinin girişinde: “Ben mukaddes topraklarda doğdum ve yetiştim” demektedir. Bu kayıttan ve babasının Şam medreselerinde müderris olmasından ayrıca bazı şecerelerindeki Dımaşkî ifadelerinden Şam’da 4 Ramazan 932/14 Haziran 1526’da doğduğu anlaşılmaktadır. Ailesi o sıralarda Nablus’a yerleşti. Takıyüddin, Şam’da başladığı tahsil hayatında önce klasik İslami ilimleri tahsil etti. Arapça, Türkçe ve Farsça bilen Takıyüddin Rasıd, eserlerinin hemen hemen hepsini Arapça yazdı. Bundan sonra başta babası olmak üzere önce Şam, daha sonra Kahire’deki âlimlerden hadis, tefsir, fıkıh, matematik, tıp ve astronomi gibi ilimleri okudu. Şam’daki Ümeyye Camii’nde hadis dersleri okudu ve ‘Buhari Okutma icazetnamesi”aldı, Mısır’daki tahsilini tamamladıktan sonra Şam’a dönerek Nablus kadılığında bulundu ve buradaki bazı medreselerde müderrislik yaptı. Bu esnada babası ile birlikte ilk defa 1552 yılı civarında İstanbul’a geldi. Rumeli Kazaskeri Molla Abdurrahman Efendi’ye mülazım ve Vezir Ali Paşa’ya hoca oldu. İstanbul’da Çivizade, Ebussuud, Azmizade, Ali Kuşçu’nun oğlu Mehmed ve torunu Kutbeddin, Saçlı Emir gibi dönemin önde gelen ulemasının meclislerine katıldı . Bir müddet burada kalan Takıyüddin’e müderrislik teklif edildi ise de kabul etmeyerek Nahcıvan seferinden (1553-1555) sonra Mısır’a döndü . Kahire’de Şeyhunie Medresesinde yirmibeş ve Sarğıtmışıyye Medresesihde otuz akçe ile müderris oldu. Aynı sene Mısır Beylerbeyi bulunan Semiz Ali Paşa ile yakınlık kuran Takıyüddin Rasıd, Ali Paşa’nın Sadrazam olması üzerine kısa bir müddet için İstanbul’a geldi. İstanbul’da Edirnekapı’daki Kırk Akçalı Bâlâ Medresesinde müderrislik yaptı. İstanbul’da olduğu sırada Sadrazam olan Semiz Ali Paşa’nın (1561-1565) kütüphanesinden ve saat koleksiyonundan istifade etti. Bu arada ailesinin Mısır’da olması ve Ali Paşa’nın da Mısır valiliğine tayini üzerine Mısır’a döndü, müderrislik ve yüzelli akçalı kadılık yapmaya başladı. Bir ara Mısır Kadısı olan Çivizade ve Nişancızade’nin naibliklerinde bulundu, Takıyüddin, Nişancızade’den sonra Mısır kadısı olan Kazasker Abdülkerim Efendi ile babası Kutbuddin’in teşvikiyle matematik ve astronomi çalışmaya başladı. Meşhur matematikçi Ali Kuşçu’nun torunu olan Kutbuddin, çeşitli rasat aletleri ve astronomi ile ilgili dedesinin, Gıyaseddin Cemşid’in ve Kadızade er-Rumi’nin kitaplarını temin ederek Takıyüddin’e verdi. Hatta onun çalışmalarına yardımda bulundu. Bu arada kendisini tamamen matematik ve astronomiye veren Takıyüddin, Tinnis kadısı olduğunda bazı rasatlar yapabilmek için 25 metre derinliğine bir rasat kuyusu kazdırarak, sabit yıldızları gündüz gözlemeye çalıştı’. Mısır ve Filistin gibi kadılık yaptığı yerlerde çalışmalarına devam eden Takıyüddin Rasıd, bu arada çeşitli orijinal eserler de meydana getirdi . 1567-1568 yıllarında Nablus kadısı iken “Reyhanetü’r-Ruh” adlı eserini telif etti’. Daha sonra 978/1570 senesinde üçüncü defa İstanbul’a gelen Takıyyüddin Rasıd, Hoca Sadettin Efendi ile yakınlık kurup, himayesine girdi ve onun vasıtasıyla padişahla, Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ve dönemin İstanbul uleması ile tanıştı. İstanbuI’daki seçkin ulema meclislerinde tanınan ve takdir edilen Takıyüddin Rasıd, geldiğinin ikinci senesi 2 Mart 1571 tarihinde vefat eden Müneccimbaşı Mustafa b. Ali el Muvakkıt’ın yerine müneccimbaşı oldu. Daha sonra astronomi çalışmalarına hız veren Takıyüddin, yaptığı takvimlerde ve diğer astronomi hesaplarında kullandığı Uluğ Bey Zici’nin yeterli olmadığını, birçok hata bulunduğunu ve yaptığı hesaplara kafi gelmediğini belirterek yeni gözlemler ile bunun tashih edilmesi gerektiğini düşündü. Böyle bir çalışmanın yapılması sadece rasathane ile olacağından dolayı Takıyüddin Rasıd, Hoca Sadettin ve Sokullu vasıtasıyla bu düşüncesinin tahta yeni geçen Sultan II. Murad’a bir layiha ile intikal ettirdi. Bunun üzerine Padişah Tophane tepesinde Rasathanenin inşasına izin verdi. Bu arada çalışmalarına devam eden Takıyüddin 1574 yılında Galata Kulesi’nden basit aletlerle gözlemlere başladı. 1577 yılından itibaren rasatlarına rasathaneden devam eden Takıyüddin Rasıd, rasathanenin, yeni yaptıkları aletler ve toplanılan kitaplarla güçlendirilmesine çalıştı. Burada yanına birçok astronom toplayarak klasik İslam rasathanelerindeki aletleri imal etti ve bunların yanında yeni bazı rasat aletleri geliştirdi. Mısır’da başlattığı çalışmalarına burada devam etme imkânı bulan Takıyüddin Rasıd, ilk olarak Uluğ Bey Zici’nin tekrar hazırlanması çalışmalarına başlamıştı. Bu arada diğer bazı gök hadiseleri de rasat edilmeye çalışılmıştı. Ancak buradaki bu yoğun ilmi çalışma, İstanbul’daki bazı ulema ve devlet adamlarının kıskançlığı sebebiyle inkıtaa uğradı. Takıyüddin Rasıd, muhaliflerinin girişimi ile yıkılan rasathanesinin ardından evine küskün bir halde kapandı ve yarım kalan çalışmalarına orada devam etti. Son yıllarını sıkıntı ve üzüntü içinde geçiren Takıyüddin, 15 Sefer 993/18 Şubat 1585 yılında ellidokuz yaşında iken İstanbul’da vefat etti ve Beşiktaş’ta Yahya Efendi Dergâhı haziresine defnedildi.

Takıyüddin Rasıd, ilmi zihniyet, orijinal katkı ve araştırma bakımından Osmanlı ilim dünyasının zirvesinde bir bilim adamıdır. Şam ve Semerkant rasathanelerinde yapılan çalışmaları çok iyi tetkik etmiş ve onların eksik bıraktığı yanları tamamlamaya çalışarak bu iki astronomi ekolünü şahsında meczetmiştir. Daha Mısır’da iken otomatik makinalar üzerine aletler yapmıştır.

Takıyüddin’in ilmi zihniyet ile yaptığı rasatlar ve yazdığı eserler, bazı kimseler tarafından küçük ve basit şeyler gibi gösterilmek istenmiş ve hatta onun Yahudi bir müneccimden ders aldığı söylenmiştir. Onu ilmi açıdan tenkid eden kimselerin yanında Şeyhülislam gibi tamamen şahsi açıdan kötüleyenler de bulunmuştur. Birinci kısımda yer alanlar arasında Takıyüddin’in döneminde yaşamış olan Avusturya elçisi Von Ungand’ın zamanında elçilik papazı olan Stephan Gerlach ve halefi Salomon Schweigger gibi şahıslar görülmektedir. Onlara göre Takıyüddin, rasathaneyi sadece padişahın tali’ini ve eşref saatini belirleme gibi astrolojik ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurmuş, astronomi bilen Selanikli bir yahudiden ders almış değersiz bir astronomdur. Hâlbuki Takıyüddin, “Sidretü’l-Müntehaya” adlı eserinde, üç güneş tutulması ile ilgili rasatından bahsederken, bunlardan birincisini Hoca Sadettin Efendi’nin evinden, ikincisini Rasathaneden, üçüncüsünü ise bulutlar yüzünden rasat edemediğinden; Kahire’de ve Selanik’te bulunan Davud er-Riyazî gibi astronom arkadaşlarından bilgi almak suretiyle takip ettiğini söylemektedir. Stephan Gerlach ve “Tarih-ı-Ebu’l-Faruk” müellifi Selanik’ten bir yahudi müneccimin Takıyüddin’e çalışmalarında öncülük etmek üzere geldiğinden bahsetmeleri ise doğru görünmemektedir. Zira Takıyüddin’in böyle bir hocaya ihtiyacı yoktur. Bu yahudi, muhtemelen rasathanede çalışan diğer gayr-i müslim kimseler gibi bir müneccimdir. Schweigger ise hatıralarında Takıyüddin’i değersiz bir astronom olarak göstermekte ve Roma’da bir matematikçiye uşaklık ettiğini ve orada Euklides, Proklos ve Ptolemaisos gibi Yunan astronom ve matematikçilerinin eserlerini, sonradan gizlice sağladığı bir yahudinin aracılığı ile tercüme ettirerek okuduğunu söylemiştir. İslam kültür merkezleri olan Şam ve Kahire gibi yerlerde bu gibi eserlerin bulunması dolayısıyla bu eserleri elde etmek için Takıyüddin’in Roma’ya ve yahudi mütercimlere ihtiyacı olmadığı aşikârdır. Bu yönüyle de bu iki papazın iddialarının ciddiliği
şüpheli görünmektedir. Bu iki papazın ayrıca rasathanenin kuruluş ve yıkılış tarihlerini yanlış olarak vermeleri ile Takıyüddin’i tanımadan onun Arap olduğunu söylemeleri iddialarının gayr-i ilmi olduğunu göstermektedir.

Takıyüddin, İslam astronomi tarihinde yeri çok büyük bir âlim olması, çalışmalarının orijinalliğinden ve yeni birtakım tespitlerde bulunmasından ileri gelmektedir. Aynı zamanda Takıyüddin’in rasathanesindeki araçlarının mükemmelliği, batıda ilk defa Tycho Brahe’nin rasathanesinde görülebilmektedir.

Takıyüddin Rasıd, yaptığı çalışmalar ve yazdığı eserler ile astronomiye genel olarak şu katkılarda bulunmuştur:

Güneş parametreleri hesabında yeni bir usul uygulamış, Tycho Brahe gibi sabit yıldızların boylamlarının tespitinde, Ay yerine başka gezegenlerin (Venüs vs.) kullanılmasını düşünerek buna göre gözlem yapmıştır. Astronomik çalışmalarda ondalık kesirlerin kullanılmasını geliştirmiş ve trigonometriye ve astronomiye ilk defa tatbik etmiştir. Delos probleminin üç çözüm yolu üzerinde durmuştur. Sin 1 ve kiriş problemleri üzerinde çalışmıştır. Mekanik saatler üzerinde durmuş, dakika taksimatından söz etmiş ve saati bir astronomi aracı olarak ilk defa kullanmıştır. Ayrıca Takıyüddin’in Mısır’da iken 1551 yılında yazdığı otomatik makinalar ile ilgili eseri “Turuk al-Seniyye fi’l-Alat al-Ruhaniye”si Osmanlılarda bu konuda yazılan ilk ve tek eser olarak görülmektedir. Takıyüddin’in astronomi eserleri yanında otomatik saatler, cebir, optik, tıp ve bayzara gibi konularda da kitapları bulunmaktadır.

Takıyüddîn Rasıd’ın en önemli eserleri ise şunlardır:

Caridat al-Durar (A); Mizvelet el-Şimaliyye (A); Reyhanet el-Ruh fi Rasm el-Saat ala Mastava(l-Sutuh (A); Sidretü’l-Münteha el-Efkar fi Melekut el-Felek el-Devvar =al Zic el-Şehinşahi (A); Alat-ı Rasadiye bi Zic al-Şehinşahiye (T).l

DİPNOTLAR

1. S. Ünver, İstanbul Rasathanesi, İkinci Baskı, Ask. 1985, s.3.
2.SV. s.230.
3.Mısır’daki Hidiviyye Kütüphanesinin fihristindeki ilimler bahsinin yazarı ı. İsmet Efendi Takıyüddin Rasıdın doğumunun 4 Ramazan 932/14 Haziran 1526 olduğunu söylemektedir. (Fihrist-i Kütüphanet elHidiviyye, Mısır 1308, V/259). Şeşen, Takiyüddin’in soyu, s. 165 nen 1.; SV, s. 230; Ayvansarayi, Mecmua-i Tevarih, Nşr. F. Ç. Derin-V, Çabuk, İst. 1985, s. 310; Şihabeddin eı-Hataci, Reyhanet el elibba, Halip 1967, 1/151; Zirikli, el-Alam, VII/105; Müstakim-Zade Mecelet al Nisab, Halet ef. nr. 628, yap. 408 b; C. Brockelman, Supp., GAL,
IV/484; Ünver, İR, s.3; Adıvar, OTİ, s. 106; Atai, s.286; Mehmed Süreyya, Sicil-i Osmanî, İst /1308-1315, 11/52: Bağdatlı İsmail Paşa, 148 Hediyyetüe’l Arifin, İst 1951, II/257; Salih Zeki, Asarı Bakiye, Zeyl, İst

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder