SELAMUN ALEYKÜM

İnşaallah istifadeye medar olur!!!!!!

24 Eylül 2011 Cumartesi

Ölüm en güzel ibrettir evlâdım



“Allah rahmet eylesin evladım! Mekânı Cennet olsun. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Kemalettin Amca vefat etmiş oğlum. Osman aradı az önce. Atalar’da öğle namazından sonra namazı kılınıp, Büy-yükbakkalköy

Kabristanı’na defnedilecekmiş. Allah rahmet eylesin! Nûr yüzlü bir adamcağızdı. Sabah namazından sonra duâda kapamış gözlerini…”

Osman’ı düşündüm. Ne çok severdi dedesini. Çocuk yıkılmıştır herhalde. Abdest alıp cenazeye gitmek lazım…

Yağmur altında kılınan bir cenaze namazı, dualar ve tekbirler. “İyi bilirdik! İyi bilirdik! İyi bilirdik!” Ne güzel gerçekten iyi bilinmek…

Büyükçe bir kabristana girdik; mezar taşlarının arasında yürüyoruz. Her yer çamur, sanki toprak bizi de almak istiyor içine. Yeni kazılmış mezarlar… Bir gün buradan tabut içinde geçmek ne kadar acı geliyor insana! Bir an için kurtulmak istedim bu düşünceden. Hiç de hoşuma gitmedi ölüm, soğuk ve yağmurlu bir günde!

İmam efendi ve cemaat hazır. Cenaze kabre indirilecek! Osman, yanında inmek ve cenazeyi yerleştirmek için birini ararken yemyeşil gözleriyle beni buldu. Daha önce hiç yapmadığım bir şey, ama “Hayır!” diyemedim! Beraber indik kabre. Yukardan naaşı uzattılar. Boyun ve diz kısmından şeritle bağlanmış, bembeyaz kefeniyle Kemalettin Amca! Yağmur damlaları saçlarımı, gözyaşlarım yüzümü yıkarken, elimdeki o soğuk vücut sanki vücudumdaki bütün kanı çekip almıştı. Hareket edemez hâle geldim! Soğuk ve kaskatı bir ceset ellerimde! Ancak besmele çekebildim. Zor-zahmet cenazeyi yerleştirdik, dışarı çıktık. Süratle üzeri örtüldü, duâlar edildi. Bense bir mezar taşının kenarında ağlıyordum, öleceğim ve gömüleceğim günü düşünerek!



Omuzlarımdan tutan ellerin desteğiyle kalktım. Baktım ki Osman beni teselli etmek istiyor. “Allah! Allah!” dedim, kendi kendime ve “Dedesi vefat eden o, teselliye muhtaç olan benim! Ne garip şey!” diye düşündüm. Osman, o mûnis sesiyle başladı ölümü anlatmaya: “Ölüm… Önü zahmet, arkası rahmet… Rahmet bunun neresinde mi? Âlemler Sultanı’na kavuşma kapısıdır ölüm. İncil’in Ahmed’i (sav), Tevrat’ın Ahyed’i (sav), Kur’ân’ın Muhammed’i (sav) etrafında milyonlarla evliyalar olduğu hâlde bizi bekliyor. Âhirete göçmüş, bütün sevdiklerimiz bizi bekliyor. Onlara kavuşmaktır ölüm.’’ Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Neredeyse nefes bile almadan onu dinledim. Daha sonra uzun uzun anlattı Osman’ım. Îmanı, nûru, îmandan gelen kuvveti ve huzuru…

O’ndan geldik O’na döneceğiz. Şüphesiz hüküm O’nundur. Ey nûr yüzlü Kemalettin Amca! Mekânın Cennet olsun!
O gece rüyamda Kemalettin Amca’yı gördüm. O mütebessim haliyle şunları söyledi: “Ölüm en güzel ibrettir evladım. İbretini al, îmana sarıl! Îmanla yaşa ki akıbetin hayır olsun! Âmîn.”
Akıbetimiz hayır olsun inşallah! Âmîn.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder