SELAMUN ALEYKÜM

İnşaallah istifadeye medar olur!!!!!!

24 Eylül 2011 Cumartesi

Çocuk eğitiminde ilk yıllar !


Kur’ân’ın ifadesiyle dünya sahnesine kendisini nelerin beklediğinden bîhaber, fikirsiz, tecrübesiz bir şekilde gelmekte olan insanın, hayat safhalarının dörde ayrdrıldığını görüyoruz. Çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık… Mümeyyiz vasıflara sâhip, karakterli, ideal şahsiyetler insanın ilk safhada aldığı iyi bir eğitimle teşekkül ediyor.

Hatta çocukluk süreci de kendi içinde sınıflandırıldığında en önemli dönem olarak karşımıza ilk bir sene çıkar. Bir çocuk altı yaşına geldiğinde ise kişiliğinin alt yapısı artık tamamlanmış demektir. İleride ne tip bir insan olacağından, kendisine nasıl bir eş seçeceğine kadar birçok husus bu kişilik yapısıyla doğrudan orantılıdır.


Malumdur ki dünyaya gözlerini açan her çocuk, normal olmayan durumlar haricinde, ilk muhatap olarak anne ve babasını görür. Hiç tanımadığı bu âlem hakkında âile ocağında bir fikir edinmeye çalışacak, hâdiselere bakışı, kavrayışı, yorumlayışı annesinin kendisine olan yaklaşımlarıyla bir şekil kazanacaktır.


Bedîüzzaman Hazretleri gerek çocuk gerek anne açısından, eğitimdeki ilk bir yılın ehemmiyetini şöyle ifade ediyor: “Bir yaşımdaki fıtratıma ve rûhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esâsiye müşahede ediyorum.”


Her çocuğun fizyolojik (bedene âit) ve psikososyal (rûhî ve cemiyetle alâkalı) olmak üzere iki ana gruba ayrılan temel ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar vaktinde karşılandığında, bebek yaşadığı dünyaya karşı gittikçe tam bir emniyet hissetmeye başlar. Doğduğu andan itibaren şahsiyetine güven ve iyimserlik tohumları atılan bir çocukta potansiyel kabiliyetler en üst seviyede gelişme gösterecektir. Ne yazık ki her çocuk yetişme temellerinin sağlıklı atılması şansına sahip değil! Bunda birinci derecede ebeveynler sorumludur. Akıl ve ruh sağlığı yerinde olan her anne-baba kendi hayat dallarında muvaffakiyet ve saadet sırlarına vâkıf şahsiyet meyvelerini görmek isteyecektir.

ÇOCUĞU SEVGİ İLE BÜYÜTMEK



Toplumun sağlam bir gelecek yakalayabilmesi için çocuk eğitimi üzerine akademik çalışmalar, ciddi incelemeler yapılmaktadır. Araştırmalara göre, insan zekâsının %50’si dört yaşına kadar oluşuyor. Sekiz yaşına geldiğinde bu oran %80’e ulaşıyor. Kalan %20’lik kısım ise 17 yaşına kadar uzanan bir süreçte tamamlanıyor. Bu oranlar bize bebeklik (1–2) ve ilk çocukluk (2–7) dönemi diye adlandırılan yaşların tam bir cevher niteliği taşıdığını açıkça gösteriyor. Dört yaşındaki başarılı ve zeki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada ise bu çocukların bebeklik dönemlerinde anne babalarından yakın ilgi gördükleri, ihtiyaçları doğru algılanarak giderildiği ve ebeveynlerin jest ve mimikleriyle bile onlara sevgi ikramında bulundukları görülmüştür. Hatta bazı uzmanlar anne sevgisini büyüme vitamini olarak adlandırıyorlar. Çünkü şefkaten mahrum büyüyen çocukların fizyolojik ihtiyaçları tam olarak karşılansa da sevgiyle büyüyyen emsallerine nispetle daha düşük bir zekâ, yıkık bir ruh yapısı, çabuk hastalanabilir bir bünye taşıdıkları hatta daha çabuk ölebildikleri gözlemlenmiştir.



İki hayatın saadet reçetesini elinde taşıyan Peygamber Efendimiz (asm)’ın çocuk yetiştirmede takip ettiği usullere, mevzu çerçevesinden baktığımızda bir çocuğun ağlar bir şekilde bırakılmasına izin vermediğini, mutlaka teskin edilmesini tavsiye ettiğini ve bunun gibi birçok misal ve tatbikat görüyoruz. Hatta “Kim ağlayan çocuğunu sakinleşinceye kadar gönüllerse, Cenab-ı Hak cennette ona memnnun oluncaya kadar i’tâ ve ihsanda bulunur” diyerek anne-babaları hassasiyete teşvik etmiştir.

ÇOCUK YETİŞTİRMEDE HÂYÂTÎ KURALLAR


Eğitim sürecinde içimizdeki potansiyeli harekete geçirerek çocuğa verebileceğimiz çok şey vardır. Bebeklik döneminde şu hususlara dikkat edilmesi gerekir:

• Öncelikle çocuğa renk, ses, düzen, temizlik gibi geniş bir yelpazede huzur bulabileceği bir ortam hazırlayın! Yüksek sesle tartışmaların yapıldığı bir mekân çocuğun hem lisan hem de ruhsal gelişimine zarar verdiği gibi, araştırmalar, dağınık bir evin zeka gelişimine olumsuz etki ettiğini gösteriyor.

• Çocuğunuzu tanıyın! İnce hissiyatınız onun nasıl daha sakin kalabildiğini kavrayacaktır ve öyle muamele edin! Dizlerinize alın, ilâhiler terennüm ederek hafifçe sallayın. Hem böylece ses hareket uyumunu fark etmesini sağlarsınız.
• Annelerinizin “Kucağa alıştırma!” ikazlarını duymazdan gelin. Çocuğunuzu kucaklayın, öpün, sevin, okşayın!

• Birlikte yaptığınız eylemleri ona anlatın! Belki birçok hanımın gün boyu tek arkadaşı bebeğidir. Onunla bol bol konuşun! Basitlerden başlayarak etrafınızdaki nesnelleri tanıtın. Aranızda 10 cm kalacak şekilde onunla yüz teması kurun. Bu pozisyondayken şayet ilgisi dağınık değilse çeşitli mimikler ve ses tonlamaları kullanarak onunla sohbbet edin! Çıkardığı sesleri taklit edebilirsiniz, zamanla o da sizi taklit etmeye başlayacaktır.

• Çocuğunuz için kalbinizde daima var olan bütün duâları açığa çıkarın ve ona sık sık tekrar edin! Manevî bilincin sağlam oluşumu için çocukla konuşurken “Allah” kelimesini müsbet cümleler içinde kullanmaya dikkat edin. Mesela; hiç düşünmeden ağzınızdan çıkan “Allah cezanı versin!” gibi bir cümle dinin temel kavramlarına karşı çocuğun bilinçaltında olumsuzlukların gelişmesine sebep olur. Bunun yerine konuşmalarınızı Allah’ın koruyan, seven, ikram eden bir varlık olduğunu telkin eden cümlelerle bezeyin. Tahammülünün en zorlandığı anlarda bile çocuğuna “Kahrolası!” yerine “Nûr olası!” demeye lisanını alıştırmış kişilerden olmaya gayret edelim!


• Lâtif seslerden Kur’ân-ı Kerîm ve ilâhiler dinletin!

• Dördüncü aydan itibaren kitapla tanıştırın! Bebekler için hazırlanmış yazısız, karton veya plastik kitaplar vardır. Bu kitaplardan olabildiğince erken edinin. Çocuğu kucağınıza alıp beraber bu kitaplara bakın, yorum yapın!

• Bir yaşından önce tuvalet eğitimi vermeye çalışmayın! Yoksa bedelini ileri yaşlara kadar uzanan ruhsal sorunlarla ödersiniz.

• Çocuğa yalan söylemeye kendinizi alıştırmayın! Dokunmasını istemediğiniz bir şeyi ortadan kaybedip, sonra da “Köpek yedi!”, “Cikcik aldı!” gibi ya da götüremeyeceğiniz halde “Ağlamazsan seni attâ götürecceğim!” gibi sahte beyanlarda, asılsız vaatlerde bulunmayın!

• Bebeğin ağlamasına kayıtsız kalmayın! “Ağlar ağlar susar!” gibi bir yaklaşım çocuğu karamsar yapar ve güven duygusunun gelişimini engeller.



• Eşyanın niteliğini kavrayabilmesi için çeşitli türlerde ve renklerde oyuncaklar verin, uzanıp almasını sağlamaya çalışın! Bebeğin çetin bir öğrenme zamanı olan ilk yılları elden geldiğince iyi değerlendirmeye çalışın!

• Bilgi edinin! Okuyun! Araştırın!

• Eşinizle istişare edin! Ortak kararlar alın!

• Duâ edin! Allah’ın emanetleri olan yavrularınızı yetiştirmek vazifesinde yine O’ndan yardım isteyin!


Evet, bebeğin ilk yıllardaki gerek fizyolojik ve gerek psikolojik gelişimi yaşam boyu belirleyici olduğu gibi, eğitimdeki bu ilk sürecin de en etkili unsuru şüphesiz şefkattir. Allah’ın ebeveynlere bahşettiği muhteşem bir program olan şefkat, çocuklarımızı sadece dünyada değil ondan sonraki hayatta da mesut ve muvaffak olabilecek şahsiyetler olarak yetiştirmenin şifrelerini ihtivâ eder. Ebeveynlerin muvazzaf olduğu cihet ise; bu programı her açıdan doğru kullanmanın bilgisine ulaşmak, numunelerini araştırmak ve tatbik etmektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder