SELAMUN ALEYKÜM

İnşaallah istifadeye medar olur!!!!!!

25 Eylül 2011 Pazar

Kur’ân’ın mu’cizeleri kıyamete kadar bâkîdir


İslâm âlimleri Peygamberimiz (sav)’ın bin kadar mucizesi olduğunu tespit etmişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm ise onun en büyük mucizesidir ve bütün bu mucizeler içerisinde Kur’ân’ın müstesnâ bir yeri vardır. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Peygamberlerden her bir peygambere insanların îman etmesi için (Allah tarafından) mutlaka mucizeler verilmiştir. Bana verilen mucize ise Allah’ın bana vahyettiği Kur’ân’dır. Bu yüzden kıyâmet gününde tâbi’leri en çok olanın ben olacağımı umuyorum.” (Buhârî, Müslim)

İmam-ı Suyûti bu hadîsi şöyle açıklar: “Peygamberlerin mucizeleri, risâletlerinin bitimiyle son bulur; bunlara ancak o sırada yaşayanlar şâhid olur. Kur’ân’ın mucizeleri ise, kıyâmete kadar bâkidir. Harikulâdeliği üslûbunda, belâgatinde, gaybî haberlerindedir. Asırlar geçtikçe olacağını haber verdiği her şeyin meydana gelmesi, verdiği haberlerin doğruluğunu gösterir.” (Kur’an İlimleri Ansiklopedisi, El-İtkan Fî Ulûmi’l-Kur’ân Tercümesi, c.2, s. 307)

İslâm’ın ilk devirlerinden itibaren pek çok âlim, Kur’ân’ın i’câz yönleri üzerinde durmuştur. Bu hususta müstakil eser yazan pek çok âlimden bazıları; Fahreddin-i Râzi, Abdulkâhir Cürcanî, Bakıllâni Hattâbi, Rummâni, Zemlekâni, İbn Suraka’dır.

Bedîüzzaman Hazretleri, Risâle-i Nûr Külliyâtı’nı Kur’ân’ın mucizeliğini ispat etmek için yazmıştır. O, Birinci Dünya Savaşı öncesinde gördüğü bir rüyada mühim bir zâtın “İ’câz-ı Kur’ân’ı (Kur’ân’ın mucizeliğini) beyân et!” dediğini işitir ve hemen arkasından Kur’ân’ın nazmındaki i’câzını âyet âyet, cümle cümle, kelime kelime, hatta harf harf gösterip isbat eden “İşârâtü’l- İ’câz” tefsîrini telif eder. Fakat bilhassa mânâlarındaki “İ’câz-ı Kur’ân’ı” güçlü deliller ve zengin muhtevayla Risâle-i Nûr Külliyatı’yla îzah ve ispat eder.



Meselâ, Âyete’l-Kübrâ Risâlesi’nde şöyle der: “Bu seyyah, bu zamanda bulunduğu münâsebetiyle, en evvel, mânevî i’câz-ı Kur’âniye’nin lem’aları olan Risâle-i Nûr’a baktı ve onun yüz otuz risâleleri, âyât-ı Furkâniye’nin nükteleri ve ışıkları ve esaslı tefsirleri olduğunu gördü. Ve Risâle-i Nûr, bu kadar muannid ve mülhid bir asırda, her tarafa hakâik-i Kur’âniye’yi ücâhidâne neşrettiği halde, karşısına kimse çıkamadığından ispat eder ki, onun üstâdı ve membaı ve mercii ve güneşi olan Kur’ân, semâvîdir; beşer kelâmı değildir.”

Her ne kadar Risâle-i Nûr Külliyatı bütünüyle i’câz-ı Kur’ân’ı ispat ediyorsa da, i’câz-ı Kur’ân’ı birinci derecede ele alan risâleler de vardır. Bunlar içinde “Mucizât-ı Kur’âniyye Risâlesi” olan 25. Söz başta gelir. Bedîüzzaman Hazretleri bu mevzûda şöyle der: “Resâilü’n-Nûr’un yüzer hüccetlerinden bir tek hüccet-i Kur’âniyesi olan Yirmi Beşinci Söz ile On Dokuzuncu Mektubun âhiri, Kur’ân’ın kırk vecihle mucize olduğunu öyle ispat etmiş ki, kim görmüşse, değil tenkit ve itiraz etmek, belki ispatlarına hayran olmuş, takdir ederek çok senâ etmiş.”

Bedîüzzaman Hazretleri risâlelerinin bazı yerlerinde Kur’ân’ın 7 cihetle, bazen de 40 cihetle mucize olduğundan hatta bir tasnîfe göre iki yüz aksam-ı i’câziyesinden bahseder. Hakikatte 40 vech-i i’câz, 7 vech-i i’câzın açılımıyla ortaya çıkar.


7 vech-i i’câz şunlardır: 1. Kur’ân’ın belâgat (edebi) yönünden i’câzı, 2. Kur’ân’ın gaybdan haber vermesindeki i’câzı, 3. Kur’ân’ın câmiyyeti, yani çok zengin mânaları ihtivâ etmesindeki i’câzı, 4. Kur’ân’ın her asırda gençlik ve tazeliğini muhafaza etmesi, 5. Ümmî bir zattan sudur etmesi, 6. Kur’ân’ın İslâm dinini netice vermesi, 7. Bu 6 vechin mecmuundan hâsıl olan i’câz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder